|
@ Kalaşnikoflu gaspçılar!
Eyüp'te, bir otobüs firmasında tahsildar olarak çalışan Nurat Güler, şubelerin paralarını topladıktan sonra tabancalı ve kalaşnikof tüfekli üç gaspçının saldırısına uğradı. Yaşları 14-20 arasında değişen saldırganlar, tahsildarı bacağından vurduktan sonra içi para dolu poşeti alarak kaçtı.
Gaspçılar otomobille kaçarken, silah sesini duyan diğer yazıhane çalışanları dışarı fırladı. Yazıhanenin servis şoförü Ramazan Yurdakul da minibüsle gaspçıların peşine düştü ve polisi cep telefonuyla yönlendirdi. Polis ekipleri Gaziosmanpaşa'da gaspçıların otomobiline yetişti. Gaspçılar peşlerinden ayrılmayan Yurdakul'un minibüsüne ateş açtı, bu nedenle polisle birlikte servis şoförü de yavaşladı. Gaziosmanpaşa Gazi Mahallesi'ne giren saldırganlar, ara sokaklarda izlerini kaybettirdi. Ayakta tedavi edildikten sonra taburcu edilen Nurat Güler, poşetin içinde yaklaşık 20 bin YTL olduğunu söyledi.
Mutlu BOZDAĞ, İstanbul
Milliyet Gazetesi - 22.10.2006
@ AKP Güvenliği dert etmiyor.
Yunan yetkililer, evinde ölü bulunan bir yüksek düzey mühendisin bu Vodafone skandalıyla alakası olduğu üzerinde de duruyordu. Görünen o ki, AKP hükümetinin güvenlik derdi yok.
YUNANİSTAN'da casusluk yapan bir şirkete Telsim'i verdiler. Bizim Telekom ve bütün cep telefonu şirketleri yabancıların kontrolünde olduğu için, nasıl olsa telefonlarımızın dinlendiği ortaya çıkmaz!!!
Yunan Bakan Vulgarakis, Amerİkan ve İngiliz casuslarzın yaptığı dinlemeyi doğrulamıştı.
Vodafone skandalıyla mı ilgili
Bombalı saldırıya uğrayan Yunan Kültür Bakanı Yorgos Vulgarakis, yaklaşık iki ay öncesine kadar İçişleri Bakanı'ydı. Adı Vodafone'un yaptığı geniş kapsamlı casusluk skandalına karışınca bu görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı.
Skandalı Yunan kamuoyuna açıklayan da Vulgarakis'ten başkası değildi. Daha da önemlisi Vulgarakis içişleri bakanı sıfatıyla bu dinleme işinde Amerikan ve İngiliz istihbarat örgütlerinin bulunduğunu resmi ağızla ifade etmişti.
Salı sabahı erken saatlerde Yunanistan'da bir suikast girişimi yapıldı. Yaklaşık iki ay öncesine kadar Yunanistan'da İçişleri Bakanı (Kamu Düzeni Bakanı - 2004/2006) olarak görev yapan ve halihazırda Kültür Bakanlığı görevini yürüten Yorgos Vulgarakis'in evinin yakınında bir bomba patladı. Yunan basın ve televizyonlarında ayrıntıları verilen habere göre, patlayan bomba oldukça profesyonel bir eylem ve saldırıyı düzenleyenler muhtemelen Vulgarakis'i öldürmek istemişler. Ama bakanın bir kaç dakika gecikmeyle evinden çıkmış olması hayatını kurtarmış.
....
Yeniçağ Gazetesi - 31.05.2006
@ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan :
"Evet, ülkemi pazarlıyorum."
Şişli'deki Cevahir Alışveriş ve Eğlence Merkezi'nin açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, "Ülkede yatırım yapılmasını teminen dünyanın bütün girişimcileri ile her yerde görüşürüm. Çünkü ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim. Bunu her ülkenin başbakanı yapıyor. Bugüne kadar benim başbakanlarım yapmamışsa bu ileri bir anlayış değildir" dedi.
......
Haber X - 15.10.2005 20:59
@ Doktoru hastaneden kaçırdılar
Nevşehir'de hastaneden silah zoruyla kaçırıp, çıplak fotoğraflarını çektikleri doktordan şantajla para istedikleri iddia edilen 2'si kadın 4 kişi yakalandı.
Nevşehir Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, polise başvuran F.A, Nevşehir Kadın Doğum Ve Çocuk Hastanesinde doktor olarak görev yapan eşi M.A'nın kaybolduğunu bildirdi.
Çevre illerin emniyet müdürlükleri ile irtibat kurulmasının ardından M.A'nın da içinde bulunduğu 50 DR 766 plaklı otomobil, Adana'nın Pozantı ilçesi yakınlarında durduruldu.
Otomobilde bulunan C.D. ve S.D. adlı kadın, polis tarafından gözaltına alındı. Otomobilde yapılan aramada 1 tabanca, 1 şarjör ve 6 mermi ele geçirildi. Olaya karıştıkları iddia edilen ve adları açıklanmayan 1'i kadın, 2 kişi de Mersin'de yakalandı.
M.A'nın, zanlıların kendisini silah zoru ile kaçırdıklarını, çıplak fotoğraflarını çekerek şantajla para istediklerini söylediği belirtildi.
Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Sinan KORKMAZER
NEVŞEHİR, DHA
Hürriyet Gazetesi - 13 Kasım 2006
@ Üç hastane üç büyük skandal
.....
Varan 1
CİHAN, ÖZEL HASTANEDE AMELİYATTA VERİLEN YANLIŞ KANIN KURBANI OLDU
İNGİLTERE'de yaşayan Zeynep ve Rahim Coşkun çiftinin omurgasındaki eğrilik nedeniyle yürüme engelli dünyaya gelen 16 yaşındaki oğulları Cihan, Mersin'in Tarsus İlçesi'ndeki özel bir hastanede geçirdiği bir dizi ameliyat sonucunda yaşamını yitirdi. Cihan'ın ailesi, çocuklarına yanlış kan verildiğini ve ortaya çıkan komplikasyonların ameliyat olduğu hastane koşullarında giderilemediği için öldüğünü iddia ederek suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine savcılık soruşturma başlattı.
Özel hastanedeki tedavi sonuç vermeyip, genel durumu bozulunca Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilen Cihan Coşkun, uzun süre komada kaldıktan sonra 24 Kasım'da öldü.
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Servisi'nde Cihan Coşkun'un tedavisiyle ilgilenen doktorlar, ona ameliyat sırasında "hatalı kan verildiği ve ortaya çıkan komplikasyonda ilk müdahalenin gereği gibi yapılmamış olabileceği" teşhisi koydu.
Çocuklarının yürüyeceği umuduyla büyük paralar harcayıp sevinç yaşayan Coşkun Ailesi, Mersin Baro Başkanı İsa Gök'le görüşüp, hastane sahibi ve Başhekimi Dr. Ömer Sayar hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na "ihmal sonucu ölüme sebebiyet" iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Çocuklarının cenazesini defnetmeden şikayette bulunan aile, kapsamlı otopsi yapılmasını, üniversite hastanesindeki doktorların da ifadelerinin alınmasını istedi.
Şikayet üzerine soruşturma başlatan savcılığın talimatıyla Cihan Coşkun'un cenazesi Adana Adli Tıp Kurumu'na götürülüp, burada otopsi yapıldı. Daha sonra aileye verilen cenaze, Kahramanmaraş'ın Afşin İlçesi'ne bağlı Kötü Köyü'nde toprağa verildi.
Hastane sahibi Dr. Ömer Sayar, konu yargıda olduğu için konuşmayacağını söylemekle yetindi. Savcılık, Dr. Sayar'ın yanı sıra, Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Cihan'ın tedavisiyle ilgilenen doktorların da ifadelerini alacak.
Varan 2
KALP AMELİYATI HAMZA'YI FELÇ ETTİ
ADANA'da doğuştan kalbi delik olan 2.5 yaşındaki Hamza Akçalı, kalp kapakçığı ameliyatı sonrası felç oldu. Minik Hamza'nın bu durumuna üzülen dedesi 53 yaşındaki Hamza Akçalı da kısmi felç geçirip, konuşma yeteneğini kaybetti.
4 hafta hastanede kaldıktan sonra taburcu edildiğinde gözleri görmeyen, yürüyemeyen, duyamayan ve konuşamayan Hamza'nın ameliyat sırasında suni solunum cihazındaki sorun nedeniyle bitkisel hayata girip, felç olduğunu öğrendiğini öne süren anne Dilek Akçalı, "Ameliyat sonrası doktor bize, "Hiç bir sorun yok, uyuyor" dedi. Gece geç saatlerde "Oğlunuzun beyninde bir ödem oluştu. Gözleri görmüyor" açıklaması yapıldı. Sabah ise, "Oğlunuz tamamen felç oldu" dediler. Beynimizden vurulmuşa döndük. 4 hafta kaldıktan sonra, "Evinize götürün, bizim yapacağımız bir şey kalmadı" diye taburcu ettiler. Daha sonra görüştüğüm Dr. Hakan Poyrazoğlu, "Bu çocuğun bu hale neden geldiğini ben de anlamadım. Ama siz ameliyat için acele ettiniz" diye konuştu. Oğlumu bu hale getirenlerden şikayetçiyim" dedi. Dolmuş şoförü baba Müjdat Akçalı oğlunun ardından bu olaya üzülen babasının da felç olmasıyla yıkıldıklarını anlattı. Akçalı ailesi savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Alper Akınoğlu, bu durumun tıbbi hata olarak görülmemesi gerektiğini iddia ederek, "Bazı fonksiyonlar ileride düzelebilir. Aileye Rektörlük olarak her türlü kolaylığı ve desteği göstereceğiz" açıklamasını yaptı.
Varan 3
TOPLU TAŞIMAYLA HASTA ÇOCUK NAKLİ
37 yaşındaki yeşil kart sahibi Kaplan Tuna, geçen yıl sağ gözünde tümör çıkan oğlu Cem'i (3) ameliyat ettirerek protez taktırdı. Cem Tuna, yaklaşık bir yıldır, ayda üç kez götürüldüğü Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ilaç tedavisi görüyordu. Babası 10 gün önce havale geçiren Cem'i, önce sağlık ocağına, daha sonra sırasıyla Zeynep Kamil, Haydarpaşa Numune ve Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdü.
Hastanede iki gün kalan oğluna gerekli tedavilerin yapılmadığını iddia eden Kaplan Tuna, bir hafta önce saat 07.00 sıralarında, oğlunu kaldığı gözetim odasından alarak, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürmek üzere halk otobüsüne bindi. Kalabalık olan halk otobüsünde yaklaşık bir saat oğlunu kucağında taşıyan Kaplan Tuna, daha sonra tramvay ve taksiye binerek hastaneye ulaştı. Hastanenin Acil Servisi'nde yoğun bakıma alınan Cem Tuna, bir haftadır ölüm-kalım mücadelesi veriyor.
Ancak Kartal Eğitim hastanesi yetkilileri, hastanın 24 Kasım gecesi acile getirildiğini, tetkik amaçlı tomografi istediklerini belirttiler. Cem Tuna'nın sabah beyin cerrahının muayenesi ve MR çekilmesi için hastaneye gelmediğini kaydeden yetkililer, "Bu nedenle hastaneye yatış yapıldığına dair yeni bir kayıt yapılmamış. Hastanın tedavisine devam edilememiş" dedi.
Baba Tuna, "İnsanlara ikinci sınıf muamelesi yapılmasın. Oğlum hayatını kaybederse önce organlarını bağışlayacağım sonra da yetkilileri şikayet edeceğim" dedi.
Hürriyet Gazetesi - 02 Aralık 2005 07:10
@ Hasta, hastayı hastanede soydu
Eskişehir'de, hastanede tedavi gören bir hasta ve refakatçinin 2 cep telefonu, elbise ve kol saati, aynı odada kalan başka bir hasta tarafından çalındı.
Edinilen bilgiye göre olay, Eskişehir Devlet Hastanesi'ndeki Dahiliye Servisi'nde meydana geldi. Bahse konu serviste tedavi gören Murat Yılmaz (18) ile yanında refakatçı olarak kalan babası Yakup Yılmaz (44) gece uykuya daldı. Bu sırada aynı odada kalan hasta H.A. etejyerin üzerinde bulunan şahıslara ait 2 cep telefonu ile elbiseleri ve kol saatini çalarak kaçtı. Sabah kalktıklarında olayı fark eden baba-oğul, polise haber verdi. Ekipler, firari zanlı hastanın yakalanması için çalışma başlattı.
İHA, Medimagazin 21.10.2006
@ Karı-Koca A.Ş.
Sağlık Bakanlığı Müşteşar Yardımcısı'nın eşinin ortak olduğu şirkete hastaneler ihalesiz iş verip tatlı para kazandırıyor
Sağlık Bakanlığı'nın hastanelerdeki bilgi işlem sistemlerinin dışarıdan alınabilmesine yönelik genelgesi, Türkiye'nin son dönemde gördüğü en büyük "tatlı para" operasyonlarından birinin ortaya çıkmasına neden oldu. Genelgenin ardından Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sabahattin Aydın'ın eşi Sibel Aydın'ın ortak olduğu "Bilbest" şirketine trilyonlarca liralık iş verildiği belgelendi.
Aydın'ların karı-koca karıştığı olay, şöyle gelişti:
Türkiye'de yüzlerce devlet hastanesinin otomasyon sistemini birbiriyle uyumlu hale getirmek, sağlıklı bir veri tabanı oluşturmak ve hastane hizmetlerinin daha seri biçimde sunulabilmesi için 57. Hükümet döneminde Sağlık Bakanlığı bir çalışma başlattı.
Bakanlık, tüm hastanelerin ihtiyaçlarını giderebilecek bir yazılım sistemini merkezde bulunan uzman bir ekiple birlikte geliştirme çalışmalarına start verdi. Önceki hükümeti döneminde oluşturulan yazılım sistemi pilot hastanelerde uygulanmaya başlandı. Ancak AKP'nin iktidara gelmesinin ardından Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın yayınladığı bir genelge ile birlikte bakanlığın tek merkezden yazılım programı hazırlamasına devam edilmeyeceği bildirildi. 10.04.2003 tarih ve 2003/36 sayılı genelge ile bilgisayar hizmetlerinin hastaneler tarafından kendi ihtiyaçları doğrultusunda alınacağı açıklandı.
Sağlık Bakanlığı Müşteşar Yardımcısı'nın eşinin ortak olduğu şirkete hastaneler ihalesiz iş verip tatlı para kazandırıyor
......
Sabah Gazetesi - 27.03.2006
@ Yasak saç boyaları Türkiye'de mi?
İçindeki 22 ayrı zararlı kimyasal madde nedeniyle Avrupa Birliği ülkelerinde 1 Aralık 2006 tarihinden itibaren satışı yasaklanan saç boyalarının, Türkiye pazarına yönlendirildiği öne sürüldü.
Türkiye'deki saç boyası pazarının önemli bölümünü elinde bulunduran markaların Adana Bölge Distribütörü İsmail Rasim İzlemek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AB'ye aday ülke Türkiye'de uyum çalışmaları kapsamında birçok yasa ve yönetmelik çıkarıldığını, bu nedenle saç boyasında da AB'deki yasaklamanın Türkiye'de de olması gerektiğini savundu.
AB ülkelerinde 1 Aralık 2006 tarihinden itibaren, içindeki 22 ayrı kimyasal madde nedeniyle yasaklanan saç boyalarının, Türkiye pazarına yönlendirildiğini iddia eden İzlemek, "Önlem alınmaması durumunda Türkiye, AB'nin kozmetik çöplüğü olur" dedi.
İzlemek, marka olmuş birçok kozmetik firmasının saç boyalarının formülünü değiştirdiğini, bu konudaki en önemli adımın İtalyan bir firmadan geldiğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Kar arzusuyla zararlı oldukları bilimsel olarak kanıtlanmış ürünleri Türkiye pazarından çıkarmalıyız. Bunun yerine saç boyası formülünü kişiye zarar vermeyecek şekilde hazırlayan ve bu da bilimsel olarak kanıtlanan firmaların ürünlerine yönelmeliyiz. Bazı distribütörler bunu yapıyor ancak, kar marjı nedeniyle bu ürünlerin ithalatını yapanlar da oldukça fazla."
İzlemek, AB komisyonunun geçen temmuz ayında aldığı kararda, üretiminde kullanılan 22 kimyasal madde nedeniyle, söz konusu ürünlerin mesane kanserine bile yol açtığının vurgulandığını ifade ederek, şunları kaydetti: "Saç boyalarının üretiminde 1 Aralıktan itibaren kullanılamayacak kimyasal maddeler arasında hydroksindole, solvent kırmızı 1, portakal asidi 24, kırmızı asit 73, diaminobenzoic asit, methoksi, siklopentil, chloro 2 ve aminofenol gibi çeşitli kimyasal maddeler bulunuyor."
İzlemek, AB'de kozmetik sektörünün yüzde 8'ini oluşturan saç boyası pazarının yıllık büyüklüğünün 2.5 milyar avroyu bulduğunu, bu ülkelerde kadınların yüzde 60, erkeklerin ise yüzde 10'unun saçını boyadığını ifade ederek, "Türkiye'de bu konuda yapılmış bir istatistik bulunmamakla birlikte kadınlar ve erkeklerde kozmetik kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Bu nedenle, AB ülkeleri Türkiye'yi kozmetikte dev bir pazar olarak görüyor" dedi.
Mynet Haber - 18.11.2006
@ Çocuk doktoru pornocu çıktı
Başbakan Erdoğan'ın "Bizi ciddi biçimde tedirgin ediyor" sözleri üzerine, İstanbul'da 18 adrese baskın yapıldı. 14 kişi gözaltına alındı. Zanlılar arasında Silivri'de görev yapan bir çocuk doktoru da var.
......
Toygun ATİLLA - Çetin AYDIN
Hürriyet Gazetesi - 15 Aralık 2006
@ AKP Yolsuzluk Batağında
Hatay'daki "Ali Dibo" olayının ardından üç kentte daha yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ortaya atıldı
....
Sendika.org - 12 Mayıs 2006
@ AK Parti ilçe başkanı zimmete para geçirmekten 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı...
AK Parti Bayat İlçe Başkanı Mustafa Memiş (40), Bayat Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başkanlığı yaptığı dönemde zimmetine para geçirdiği iddiası ile açılan kamu davasında 5 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
......
Press Türk - 31 Temmuz 2006 13:55
@ Yolsuzluğu ihbar eden AKP'li ihraç ediliyor
CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun, yolsuzlukları ihbar eden milletvekillerinin, başkanların, AKP'den diskalifiye edildiğini öne sürdü.
AKP'nin, "AKİM" diye bir merkez oluşturduğunu, teşkilatlardan genelgeyle, ilçedeki sorunların iletilmesinin istendiğini belirten Durgun, Tüfekçi'nin de bunun üzerine sorunlara ilişkin yazı gönderdiğini söyledi.
Durgun, daha sonra Tüfekçi'nin görevden el çektirildiğini, kongrede aday olmasının engellendiğini
iddia ederek, "Başbakan, böyle bir sistem kurarak hem yolsuzlukların üzerine gidiyormuş gibi yapıp, hem de iddiaları ortaya atanları diskalifiye ediyor. Yolsuzlukları ihbar eden milletvekili, başkan düzeyinde de olsa, AKP'de yer bulamıyor, diskalifiye ediliyor" diye konuştu.
.......
ANKARA (A.A) - 29 Kasım 2006
@ AKP-ABD oyalıyor, PKK vuruyor
AKP hükümeti Türkiye'nin güvenliğini bırakıp Lübnan'ı düşünürken, yine yürekler yandı. Ortalığı boş bulan teröristler şehre indi. Şırnak'ta 3, Hakkari'de 2, Van'da da 1 askerimiz şehit oldu. Türkiye yasta.
HÜKÜMET, ABD'nin atadığı koordinatör vasıtasıyla PKK ile masaya oturmaya hazırlanırken dün peşpeşe şehit haberleri geldi.. Şırnak'ta terör örgütünün uzaktan kumandalı patlayıcı ile yaptığı saldırı sonucu Piyade Üsteğmen Ahmet Şevki Evin ve Piyade Er Mehmet Öztürk'ün olay yerinde, Piyade Asteğmen Furkan Işık'ın ise ağır yaralı olarak kaldırıldığı Diyarbakır Askeri Hastanesi'nde şehit oldu
BU acı haber ile Türkiye yasa bürünürken 2 kahredici haber de Hakkari ve Van'dan geldi. Hakkari'nin Çukurca İlçesi Köprülü Jandarma Tabur Komutanlığı'na düzenlenen saldırıda da 2 asker şehit olurken, 2 asker de yaralandı.Van'da ise İran sınırında devriye gezen askerlere terör örgütü PKK militanlarınca ateş açıldı. Saldırıda 1 er şehit oldu. Bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı.
......
Ortadoğu Gazetesi - 03.09.2006
@ ABD, PKK'ya karşı harekete geçemez
ABD'nin önde gelen gazetelerinden Los Angeles Times yazarı Kim Murphy imzasını taşıyan uzun bir yazısında Kuzey Irak'taki PKK varlığını ve Kürt sorununu değerlendirdi. Kuzey Irak'ın kuzeyindeki dağlarda Iraklı Kürt yönetiminin simgelerinin pek görülmediğini, bölgede daha çok ABD ve AB tarafından terörist örgüt olarak ilan edilen, binlerce ölümden sorumlu olan PKK bayraklarının dalgalandığını kaydetti.
....
ANKA
Hürriyet Gazetesi - 27 Ekim 2006
@ Kıbrıs Başbakanı PKK´lılarla buluştu
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Londra'da PKK'ya yakınlığı ile bilinen Kürt kurum temsilcileri görüşüp,''İlişkilerimizi sıklaştıralım'' çağrısı yaptı
CTP Dayanışma Derneği, CTP Genel Başkanı ve Kuzey Kıbrıs Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in himayesinde İngiltere'de yemekli bir balo verdi. Kürt kurum temsilcilerinin de davet edildiği baloda Halkevi Başkanı İbrahim Doğuş ve İngiltere Kürt Dernekleri Federasyonu FEDBİR Başkanı Arzu Peşmen de hazır bulundular.
SOYER, PKK'ya yakınlığı ile bilinen, Kürt kurum temsilcilerine Kıbrıs'ta yaşayan Kürt toplumuna yönelik hizmetlerini geliştirerek sürdüreceklerini ifade etti. Londra'da yaşayan Kürtler'in temsilcileri de Soyer'in tavrından çok memnun kaldıklarını, beraberce başarılı çalışmalara imza atacaklarını vurguladılar.
Londra'daki KKTC Cumhuriyetçi Toplum Partisi (CTP) Dayanışma Derneği'nin verdiği baloda konuşan CTP Genel Başkanı ve Kuzey Kıbrıs Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs'ta iki toplumun eşitliğine dayalı bir federal sistem için mücadele ettiklerini kaydetti.''habergazete.com''un haberine göre Soyer, PKK'ya yakınlığı ile bilinen Kürt kurum temsilcileri ile yaptığı görüşmede de "Kıbrıs'ta yaşayan Kürt toplumuna yönelik hizmetlerimizi geliştirerek sürdüreceğiz. İnşallah bundan sonra daha iyi olacak" dedi.
Nasıl dayanışma?
Londra'daki CTP Dayanışma Derneği CTP Genel Başkanı ve Kuzey Kıbrıs Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in himayesinde önceki akşam Papageno Restaurant'ta yemekli bir balo verdi. Londra'daki Kıbrıs, Türkiye ve Kürt kurum temsilcilerinin de davet edildiği baloda Halkevi Başkanı İbrahim Doğuş ve İngiltere Kürt Dernekleri Federasyonu FEDBİR Başkanı Arzu Peşmen de hazır bulundular. Arzu Peşmen ile İbrahim Doğuş baloda Kuzey Kıbrıs Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ile görüştüler. Kuzey Kıbrıs Başbakanı Soyer, Kürt kurum temsilcilerine Kıbrıs'ta yaşayan Kürt toplumuna yönelik hizmetlerini geliştirerek sürdüreceklerini ifade etti. Kuzey Kıbrıs Başbakanı "Kıbrıs'ta yaşayan Kürt toplumuna yönelik hizmetlerimizi geliştirerek sürdüreceğiz. İnşallah bundan sonra daha iyi olacak" şeklinde konuştu.
Soyer ile görüşmesini değerlendiren Halkevi Başkanı Doğuş da Londra'da yaşayan Kürtler ve Kıbrıslıların son yıllarda beraber başarılı çalışmalara imza attıklarını ve bu birlikteliklerini diyalog ve hoşgörü içerisinde daha da geliştirip güçlendiriceklerini kaydetti.
Ortadoğu Gazetesi - 23.11.2006
|